|
bulentbalyemez
|
 |
« : Ocak 02, 2009, 03:13:42 ÖS » |
|
30 Aralık 2008 SALI - Resmî Gazete - Sayı : 27096 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2006/47
Karar Sayısı : 2008/144
Karar Günü : 18.9.2008
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 10.7.2003 günlü, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 34. maddesinin son fıkrasında yer alan “…gümrük idaresince…” ibaresinin, Anayasa’nın 2., 10., 11. ve 36. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I - OLAY
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 34. maddesi uyarınca yapılan önödeme ihtarına uymayan sanık hakkında açılan davada, itiraz konusu ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğu savını ciddi bulan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
II - İTİRAZIN GEREKÇESİ
İtiraz yoluna başvuran mahkeme, başvuru kararında şu gerekçelere yer vermiştir:
“4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile kaçakçılık suçlarının büyük bir çoğunluğu önödemelik suçlar kapsamına alınmıştır.
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 34. maddesinin birinci fıkrasında, bu kanunda hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülenler haricindeki suçları işleyenler, ilgili maddelerde belirtilen para cezalarının asgari haddini, soruşturma giderleriyle birlikte Cumhuriyet Savcılığınca yapılacak tebligat tarihinden itibaren 10 gün içinde ödeyeceğini yazılı olarak bildirdiği ve 30 gün içinde merciine ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmayacağı, aynı maddenin son fıkrasında ise bu maddenin uygulanmasında para cezasına esas alınacak değerin, gümrük idaresince belirlenen değer olacağı belirtilmiştir.
Öte yandan aynı kanunun 29. maddesinin birinci fıkrası gereğince kaçakçılığı önleme izleme ve soruşturmakla görevli olanlar bu kanun kapsamına giren suçlara ilişkin tutanak ve soruşturma belgelerini bir müzekkere ile doğrudan yetkili ve görevli Cumhuriyet savcılığına gönderirler. Gümrük idareleri dışındaki idareler suçlara ilişkin tutanaklar ve soruşturma belgelerinin bir örneğini ilgili gümrük idaresine gönderirler. Gümrük idareleri bu müzekkerelerin verilmesi ile şahsi davacı veya müdahil sıfatını alırlar ve Ceza Muhakemeleri Usul Kanununun bunlara verdiği hakları kullanabilirler.
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 35. maddesi ise kaçak veya kaçak şüphesi ile eşya yakalanması halinde muhbir veya el koyanlara ikramiye ödenmesinin usul ve esaslarını düzenlemiştir.
Uygulamada, kaçak veya kaçak şüphesi ile eşya yakalanması halinde bunların büyük bir çoğunluğuna gümrük idaresi tarafından el konulmaktadır. Ayrıca kanun gereği gümrük idaresi henüz kamu davasının açılmasından önce katılan sıfatını almakta, şüpheliye cumhuriyet savcılığı tarafından davanın tarafı konumundaki gümrük idaresi tarafından belirlenen değer üzerinden önödeme tebliği yapılmaktadır. Ayrıca gümrük idaresindeki görevliler çoğu zaman değer tespiti hususunda işin ehli olmayabilirler.
Anayasamızın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Modern bir hukuk devletinde kimseye devletle şüpheli arasında bir barış niteliğindeki önödeme hakkı idarenin belirleyeceği değer üzerinden kullandırılamaz.
Anayasamızın 10. maddesi gereğince herkes dil, ırk, renk, cinsiyet siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Şüphelinin davanın karşı tarafı konumundaki gümrük idaresinin belirleyeceği değer üzerinden önödemede bulunması eşitlik ilkesine aykırıdır.
Anayasamızın 11. maddesi gereğince kanunlarımız Anayasa’ya aykırı olamaz.
Anayasamızın 36. maddesi gereğince herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Şüpheliye davanın karşı tarafı sıfatında olan, dava sonunda verilecek cezadan ikramiye alacak olan ve işin ehli olmama ihtimali bulunan gümrük görevlilerinin tespit ettiği değer üzerinden önödeme teklifi yapılarak, çoğu zaman hakkında kamu davası açılmaması tercihini kullanamaması adil yargılanma hakkına aykırıdır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 34/son maddesindeki “gümrük idaresince” ibaresinin Anayasanın yukarıda yazılı maddelerine aykırı olduğu düşünülmüştür.”
III - YASA METİNLERİ
A - İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun, iptali istenen ibarenin bulunduğu son fıkrayı da içeren 34. maddesi şöyledir:
“Madde 34 - Bu Kanunda hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülenler haricindeki suçları işleyenler, ilgili maddelerde belirtilen para cezalarının asgari haddini, soruşturma giderleri ile birlikte Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebligat tarihinden itibaren on gün içinde ödeyeceğini yazılı olarak bildirdiği ve otuz gün içinde merciine ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz.
Cumhuriyet savcılığı tarafından yapılacak tebligat ile ödenecek miktar, ödeme süresi, belirlenen tutarın belirtilen süre içinde ödenmesi halinde kamu davasının açılmayacağı, ödemede bulunmaması halinde kamu davasının açılacağı sanığa bildirilir.
Kaçakçılık suçunun 16 ncı maddede sayılan kişiler tarafından veya bunların katılımı ile işlenmesi halinde bu madde hükümleri uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanmasında para cezasına esas alınacak değer, gümrük idaresince belirlenen değerdir.”
B - Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2., 10., 11. ve 36. maddelerine dayanılmıştır.
IV - İLK İNCELEME Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Ali GÜZEL, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün katılımlarıyla 4.4.2006 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V - ESASIN İNCELENMESİ Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ibare, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
1 - Ön Sorun 27.7.2004 tarihli iddianamede, ticari mahiyet ve miktardaki eşyayı gümrük işlemine tabi tutmaksızın yurda sokmak isterken yakalanan sanık, 4926 sayılı Yasa’nın 13. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal etmekle suçlanmış ve yapılan önödeme ihtarına uymaması nedeniyle aynı yasanın 4/d-1, 4/3, 4/4 ve 34. maddeleri gereğince cezalandırılması amacıyla hakkında kamu davası açılmıştır. 13. madde “yolcular tarafından işlenen suçlar” başlığı altında dört fıkra halinde düzenlenmiştir. Yaptırımı ise 4. maddenin (d) bendinde eşyanın gümrüklenmiş değerinin üç katından az, altı katından fazla olmamak üzere ağır para cezası olarak öngörülmüştür. Ancak itiraz konusu ibarenin yer aldığı 4926 sayılı Yasa, 31.3.2007 günlü, 26479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 21.03.2007 tarihli 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 25. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Yeni yasada ise benzer düzenlemeye “yolcu beraberinde getirilen kaçak eşya” başlığı altında 6. maddede yer verilmiştir. Sanığın eylemine uyan 6. maddenin son fıkrasının yaptırımı ise 3. maddenin birinci fıkrasında bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası olarak belirlenmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ”suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” biçimindeki kural uyarınca, bakılmakta olan davada yürürlükten kalkan 4926 sayılı Yasa’nın failin lehine olduğu açıktır. Bu nedenle, itiraz konusu kuralın bakılmakta olan davada uygulanacak olma özelliğini koruduğu anlaşıldığından itirazın incelenmesi gerekmiştir.
2 - Anayasa’ya Aykırılık Sorunu Başvuru kararında, gümrük idaresinin kanun gereği henüz kamu davası açılmadan önce katılan sıfatını alarak davanın tarafı haline geldiği, şüpheliye cumhuriyet savcılığı tarafından davanın tarafı konumundaki gümrük idaresince belirlenen değer üzerinden önödeme tebliği yapıldığı, ayrıca kaçak veya kaçak şüphesi ile eşya yakalanması halinde muhbir veya el koyanlara, yakalanan kaçak eşyaların gümrüklenmiş değeri üzerinden ikramiye ödenmesinin Anayasada yer alan hukuk devleti ve eşitlik ilkeleri ile hak arama özgürlüğüne aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti, “laik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak nitelendirilmiştir. Hukuk devleti her eylem ve işlemi hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinde olan devlettir.
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 34. maddesi, Yasa’da yaptırımı para cezası olarak öngörülen eylemleri işleyenlerin, kanunda belirlenen para cezasının asgari haddi ile soruşturma giderlerinin tamamını, Cumhuriyet Savcılığınca yapılacak tebligat tarihinden itibaren on gün içinde ödeyeceğini yazılı olarak bildirmesi veya otuz gün içinde ödemesi halinde hakkında kamu davası açılmayacağını belirten bir kuraldır.
İtiraz konusu ibarenin geçtiği son fıkrasında ise “bu maddenin uygulanmasında para cezasına esas alınacak değer, gümrük idaresince belirlenen değerdir” kuralı yer almaktadır.
Ayrıca aynı Yasa’nın 35. maddesinde, kaçak veya kaçak şüphesi ile yakalanan eşyalardan dolayı muhbir ve el koyanlara ikramiye ödeneceği, ödenecek ikramiyenin belirlenmesinde kaçak eşyanın CIF değerinin esas alınacağı vurgulanmıştır.
Yasakoyucu bazı suçlarda suçun failini, yargılamanın ve ceza alması durumunda cezaevlerinin olumsuz koşullarından korumak, aynı zamanda mahkemelerin iş yükünü hafifletmek ve yargılama giderlerini azaltmak amacıyla önödeme ve benzeri düzenlemeler yapabilir. Ayrıca bu düzenlemelerle güttüğü amacı gerçekleştirmek için maddi gerçeğin araştırıldığı mahkeme aşamasında uygulanan yargılama usulü yöntemlerinden farklı bazı yöntemler de belirleyebilir. Ancak yasakoyucu bu yöndeki takdir hakkını kullanırken hukuk devleti ilkesine uygun olarak adaletli bir hukuk düzeni kurmak ve idarenin keyfiliğine yol açacak düzenlemelerden kaçınmak zorundadır.
Bu nedenle, uyuşmazlığın tarafı olan müdahil gümrük idaresinin belirlediği CIF değerin, hem yakalama eylemine katılanlara ödenecek ikramiyenin, hem de şüpheliye yapılacak önödeme tebligatındaki miktarın belirlenmesinde esas alınması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu ibare, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır, iptali gerekir.
Fettah OTO ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamıştır.
Kural iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 10. maddesi yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
İtiraz konusu ibarenin Anayasa’nın 11. ve 36. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
VI - SONUÇ
10.7.2003 günlü, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 34. maddesinin son fıkrasında yer alan “... gümrük idaresince ...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Fettah OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 18.9.2008 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU Üye
Cafer ŞAT Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Ali GÜZEL Üye
Fettah OTO Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz konusu kural, 10.07.2003 günlü, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 34. maddesinin son fıkrasında yer alan “...gümrük idaresince...” ibaresidir.
Yasa’nın iptali istenen ibarenin bulunduğu son fıkrayı da içeren “kamu davasının açılmaması hali” başlıklı 34. maddede;
“Bu Kanunda hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülenler haricindeki suçları işleyenler, ilgili maddelerde belirtilen para cezalarının asgari haddini, soruşturma giderleri ile birlikte Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebligat tarihinden itibaren on gün içinde ödeyeceğini yazılı olarak bildirdiği ve otuz gün içinde merciine ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz.
Cumhuriyet savcılığı tarafından yapılacak tebligat ile ödenecek miktar, ödeme süresi, belirlenen tutarın belirtilen süre içinde ödenmesi halinde kamu davasının açılmayacağı, ödemede bulunmaması halinde kamu davasının açılacağı sanığa bildirilir.
Kaçakçılık suçunun 16 ncı maddede sayılan kişiler tarafından veya bunların katılımı ile işlenmesi halinde bu madde hükümleri uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanmasında para cezasına esas alınacak değer, gümrük idaresince belirlenen değerdir.” denilmektedir.
Bu düzenlemeye göre, Yasada yaptırımı para cezası olarak öngörülen eylemleri işleyen fail, Kanunda belirlenen para cezasının asgari haddi ile soruşturma giderlerinin tamamını, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebligat tarihinden itibaren on gün içinde ödeyeceğini yazılı olarak bildirmesi ve otuz gün içinde ödemesi halinde hakkında kamu davası açılmayacaktır. Maddenin uygulanmasında para cezasına esas alınacak değer, maddenin son fıkrası uyarınca “gümrük idaresince” belirlenecek değer olacaktır.
İtiraz başvurusu ise, madde hükmünde öngörülen önödemede esas alınacak kaçak eşyaların değerinin tarafsız kişilerce değil, davanın tarafı olan gümrük idaresince belirlenmesinin Anayasa’nın 2., 10., 11. ve 36. maddelerine aykırı olduğu savına dayanmaktadır.
Önödeme yapılması halinde kamu davası açılmaması veya açılmış kamu davasının düşürülmesinde; sanık ödemeyi kabul etmekle cezai yaptırımdan kurtulmakta olup bu haliyle önödeme cezai değil idari bir kurumdur. Önödeme önerisinde bulunan kişi, yargılama hukukunun teminatlarından vazgeçmekte, devlet de aslında suç oluşturan eylemin artık bir suç değil, idari yaptırım gerektiren bir eylem saymayı kabul etmektedir.
Değişen ve gelişen toplumlarda, bazı basit suçlara ilişkin uyuşmazlıkların önödeme ve benzeri alternatif çözüm yöntemleri ile çözümlenmesi, yaygınlaşan suç ve ceza politikası haline gelmiştir.
4926 sayılı Yasa’nın 34. maddesinde düzenlenen “kamu davasının açılmaması hali” kaçakçılık suçu işlediğinden kuşku duyulan faile ceza kovuşturmasının alternatifi olarak teklif edilen bir uzlaşma önerisidir. Fail bu öneriyi kabul edebileceği gibi, kabul etmemesi halinde herhangi bir yaptırımı da bulunmamaktadır. Nitekim önödeme önerisine uymayan fail hakkında kamu davası açılması da yeterli delil bulunması halinde yapılan kovuşturmanın sonucudur. Kaldı ki Yargıtay 7. Ceza Dairesinin muhtelif kararlarına göre itiraz konusu ibarenin yer aldığı 34. maddenin son fıkrası; önödeme teklifine uymayan sanık hakkında açılan kamu davasında uygulanmamakta ve kaçak eşyanın değerinin bilirkişiler tarafından belirlendiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle önödeme aşamasında gümrüklenmiş değerin gümrük idaresince belirlenmesi, yargılama açısından gerçeği araştırma olanağını ortadan kaldırmadığı gibi, itiraz konusu ibare yargılamanın koşullarını sanığın aleyhine değiştiren, hak arama özgürlüğünü sınırlayan bir kural olmadığından adil yargılanma haklarını zedelediği de söylenemez.
Açıklanan nedenle 10.07.2003 günlü ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 34. maddesinin son fıkrasında yer alan “gümrük idaresince” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itiraz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle verilen karara karşıyım.
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
Anayasa’nın 152. maddesi ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulayacakları kanunun ve kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse veya taraflarca ileri sürülen bu yöndeki iddiaların ciddi olduğu kanısına varırsa o kuralların iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu hükümler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi için, elinde usulünce açılmış ve görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak olması gerekir.
Anayasa Mahkemesi’ne göre “uygulanacak yasa kuralı”, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 34. Maddesinin uygulanmasında, madde hükmünde öngörülen, ödemeye esas alınacak kaçak eşya değerinin (gümrüklenmiş değer) tarafsız bilirkişilerce değil, davanın tarafı olan gümrük idaresince belirlenmesi Mahkemenin itiraz gerekçesinin özünü oluşturmaktadır.
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin konuyla ilgili kararlarında1, yargılama aşamasında dava konusu kaçak eşyaların gümrüklenmiş değerinin, konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişilerce değil, davaya taraf olan gümrük idaresince belirlenmesi bozma nedeni sayılmıştır. Aynı Dairenin bir başka kararında da2, önödeme önerisine uymayan sanık hakkında kamu davası açıldıktan sonra, önödemenin usulüne uygun olmadığının belirlenmesi halinde, yeniden yapılacak önödeme önerisinde gümrüklenmiş değere esas alınacak değerin tarafsız bilirkişilerce belirlenmesi gerektiği vurgulanarak yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
İtiraz başvurusunda bulunan Mahkeme de, dava konusu eşyaların gümrüklenmiş değerini saptamak amacıyla 21.9.2004 tarihinde keşif yapmış ve bilirkişi marifetiyle eşyanın gümrüklenmiş değerine esas olacak CIF değerini belirlemiştir. Davanın ilerleyen aşamasında para cezasına esas alınacak değerin bilirkişi vasıtasıyla tespit edilmesi, Mahkemenin 4926 sayılı Yasa’nın 34. maddesinin son fıkrasında yer alan “Bu maddenin uygulanmasında para cezasına esas alınacak değer gümrük idaresince belirlenen değerdir” hükmünü bakmakta olduğu davada uygulamadığını göstermektedir.
Gerek Yargıtay 7. Ceza Dairesinin yukarıda sözü edilen kararları ve gerekse Mahkeme’nin bilirkişi vasıtasıyla yaptırdığı değerlendirme dikkate alındığında, itiraz konusu “gümrük idaresince” ibaresinin yer aldığı son fıkra hükmünün, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunmadığı, dolayısıyla görülmekte olan davada uygulanacak kural olmadığı görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi, ilk incelemeden sonra esasın incelenmesine karar verdiği kimi davalarda, dava koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle itiraza ilişkin başvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar vermiştir.3
Açıklanan nedenlerle 4926 sayılı Kanun’un 34. maddesinin İtiraz konusu “gümrük idaresi” ibaresinin yer aldığı son fıkrası hükmünün Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu kurala ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Anayasa’ya aykırılık itirazının esastan incelemesi
Anayasanın 2. maddesi yönünden değerlendirme
4926 sayılı Yasa’nın 34. maddesinde, getirilen kurumun adı maddede önödeme olarak yazılmamış ise de, istenenin önödeme benzeri bir sulh anlaşması olduğu açıktır. Bu düzenlemeyle, kamu davası açılmadan uzlaşma aşamasında, suç failinin ceza yargılamasının olumsuz sonuçlarından korunması, yargının iş yükünün hafifletilmesi ve uyuşmazlığın hızlı şekilde çözümünün sağlanması amaçlanmıştır.
Hukuk devleti ilkesi açısından burada üzerinde durulması gereken önemli nokta, itiraz konusu “gümrük idaresince” ibaresinin, gümrüklenmiş değerin idare tarafından belirlenmesinde idarenin keyfiliğine yol açıp açmadığı ve bireylerin hukuki güvenliğini olumsuz etkileyen bir düzenleme olup olmadığı hususudur.
Gümrüklenmiş değer kavramı, 4926 sayılı Yasa’da olduğu gibi, bu Yasa’yı yürürlükten kaldıran 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda da tanımlanmıştır. Bu tanımlara göre, gümrüklenmiş değer= kaçak eşya için fiilen ödenen veya ödenecek bedel+nakliye ve sigorta giderleri+gümrük vergileri toplamından oluşmaktadır. Ayrıca gümrük idaresi gümrüklenmiş değerin belirlenmesinde, 4458 sayılı Gümrük Kanun’un “Eşyanın gümrük kıymeti” başlıklı ikinci kısım üçüncü bölümünde yer alan düzenlemeler ile uluslararası kıymet sözleşmelerini de dikkate alacaktır.
Bu anlatımlardan gümrük idaresinin, kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerini belirlemesinde, yetkisinin sınırları yasalarda gösterildiğinden bağlı yetki içinde olduğu ve keyfi olarak değer tespiti yapamayacağı sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durumda, itiraz konusu ibarenin idarenin keyfiliğine yol açan ve bireylerin hukuki güvenliğini olumsuz etkileyen bir düzenleme olmadığını kabul etmek gerekmektedir.
Anayasa’nın 10. maddesi yönünden değerlendirme
Anayasanın 10. maddesinde yer alan yasa önünde eşitlik ilkesi, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. Anayasa Mahkemesi’nin çeşitli kararlarında da bu yaklaşım daha geniş biçimde açıkça vurgulanmıştır.
4926 sayılı Yasa’nın 34. maddesinde düzenlenen “Kamu davasının açılmaması hali” bir uzlaşma ve sulh aşamasıdır. Kamu davası açıldıktan sonra sanık ile müdahil idare aynı davanın tarafları olarak eşit olsa bile, önödeme aşamasında herhangi bir davadan söz edilemeyeceği için, sanık ile suçtan zarar gören idarenin durumlarının aynı olduğunu ve dolayısıyla eşitlik ilkesinin zedelendiğini kabul etmek olanaklı değildir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu ibarede Anayasa’nın 2. maddesi ile 10. maddesine aykırı bir yön bulunmadığından itiraz reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına karşıyım.
Üye
Fettah OTO
1 Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 21.3.2007 tarih, E: 2004/25493, K:2007/1825; 21.3.2007 tarih, E: 2004/33321, K:2007/1822; 21.6.2006 tarih, E:2005/15233, K:2006/12652.
2 Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 21.6.2006 tarih, E: 2005/15233, K:2006/12652.
3. Anayasa Mahkemesi 10.01.1991 tarih, E:1990/25, K:1991/1; 03.08.1991 tarih, E:1991/6, K:1991/20; 30.03.1993 tarih, E: 1992/47, K:1993/13; 06.3.2008 tarih, E:2004/93, K:2008/73.
|